![]() |
|||||||
![]() |
|||||||
AĞUSTOS ETKİNLİKLERİ
2010-07-20
6,7,8 AĞUSTOS 2010 Tüm fotograflar için tıklayınız
|
|||||||
şiir / şair **
..... Doğrusu şiire ait çokça kuramsal bilgi aktarmamalıdır şair.
Şiirin insanın kendisi olduğunu bilmeli ama büsbütün de hesapsız olmamalıdır. Suyla hesabı olmalıdır mesela. Güzün rüzgârla, kışın güneşle hesabı olmalıdır. Ortaçağ yürüyorken üstümüze, kanla hesabı olmalıdır şairin. Yerin altındakini bilmeli, gökle uğraşan da o olmalıdır. Hayatın zebanilerini otlatmaya götürürken, aklın bol güneşli penceresinde oturmalıdır.
Gündelik yaşamın aşka dönüştüğü yerde, incelikte, barikatlarda ve varoşlardadır şiir. Tam da burada aranmalıdır şair. Geleneği kavradığı ölçüde görecektir ki, gündelik yaşamın kendisi şiirdir. Bir başka söyleyişle hergün değişen yanıyla yaşam devrimcidir. Burada durmalıdır şair, yani sözünde.
Duygularını olur olmaz yerlerde çarçur etmemelidir. Şiir yazdığı kadar okumalı, aşkın yaşını hesaplamalıdır şair. Sezgi yaşandığı an´a aittir, aklın bol güneşli penceresine an´ı yatırmalıdır şair. Onunla güneşlenmeli ve bronzlaşan ne varsa, onu da yazmalıdır. Ham duygu sezemez, oysa sezgidir şiirin bir başka adı. Duyarlılıklarını dosdoğru yaşayarak, duygularını ıslah etmelidir. Biraz da iştişaredir şiir. İmge aklın kahvehanesindeki dedikodudur. Bunun için dedikoducudur şair. Meyhaneler bir kısmı içindir. Sokaklar diğer kısmı için. Evler, daha öbürleri için.
Ama iyi ipek dokuyan koza/şair; meyhane, sokak ve evin ortasında durmalıdır, aşka en yakın köşede. Üzünçler şairler içindir, hüzünler de. Bunun için hüznün coğrafya kitabını mintanının iç cebinde dolaştırmalıdır şair, kimyayı kışın palto cebinde. Çünkü coğrafya sezgiye aittir, kimya ise bilgiye. Bütün bunlardan sonra: "ey şiir arayıcısı, ey esrik kişi, şu son dönemecini de aşınca gecenin, doğacak gün artık gündüze ilişkindir." O son dönemeci bulursan ama.
** ilk baskısı 1999 yılında Piya Yayınları tarafından yapılan "İpekler Çoğaltmaya" adlı kitabının girişi. |