Tüm fotograflar için tıklayınız
Tuğrul Keskin Tuğrul Keskin Tuğrul Keskin Tuğrul Keskin
Eserler
Tugrul Keskin Tugrul Keskin Tugrul Keskin Tugrul Keskin Tugrul Keskin Tugrul Keskin Tugrul Keskin Tugrul Keskin Tugrul Keskin Tugrul Keskin Tugrul Keskin Tugrul Keskin Tugrul Keskin

Tüm kitaplar için tıklayınız

Duvarkağıtları için tıklayınız

 

 

şiir / şair **

 

.....

Doğrusu şiire ait çokça kuramsal bilgi

aktarmamalıdır şair.


 

Şiirin insanın kendisi olduğunu bilmeli ama

büsbütün de hesapsız olmamalıdır. Suyla hesabı

olmalıdır mesela. Güzün rüzgârla, kışın güneşle

hesabı olmalıdır. Ortaçağ yürüyorken üstümüze,

kanla hesabı olmalıdır şairin.

Yerin altındakini bilmeli, gökle uğraşan da

o olmalıdır. Hayatın zebanilerini otlatmaya

götürürken, aklın bol güneşli penceresinde

oturmalıdır.


 

Gündelik yaşamın aşka dönüştüğü yerde,

incelikte, barikatlarda ve varoşlardadır şiir.

Tam da burada aranmalıdır şair. Geleneği

kavradığı ölçüde görecektir ki, gündelik yaşamın

kendisi şiirdir. Bir başka söyleyişle

hergün değişen yanıyla yaşam devrimcidir.

Burada durmalıdır şair, yani sözünde.


 

Duygularını olur olmaz yerlerde çarçur etmemelidir.

Şiir yazdığı kadar okumalı, aşkın yaşını hesaplamalıdır

şair. Sezgi yaşandığı an´a aittir, aklın bol güneşli

penceresine an´ı yatırmalıdır şair. Onunla güneşlenmeli

ve bronzlaşan ne varsa, onu da yazmalıdır. Ham duygu

sezemez, oysa sezgidir şiirin bir başka adı. Duyarlılıklarını

dosdoğru yaşayarak, duygularını ıslah etmelidir.

Biraz da iştişaredir şiir. İmge aklın kahvehanesindeki dedikodudur.

Bunun için dedikoducudur şair.

Meyhaneler bir kısmı içindir. Sokaklar diğer kısmı için.

Evler, daha öbürleri için.


 

Ama iyi ipek dokuyan koza/şair; meyhane,

sokak ve evin ortasında durmalıdır, aşka en

yakın köşede. Üzünçler şairler içindir,

hüzünler de. Bunun için hüznün coğrafya

kitabını mintanının iç cebinde dolaştırmalıdır şair,

kimyayı kışın palto cebinde. Çünkü coğrafya

sezgiye aittir, kimya ise bilgiye.

Bütün bunlardan sonra: "ey şiir arayıcısı, ey

esrik kişi, şu son dönemecini de aşınca gecenin,

doğacak gün artık gündüze ilişkindir."

O son dönemeci bulursan ama.




 


 


 

** ilk baskısı 1999 yılında Piya Yayınları tarafından yapılan "İpekler Çoğaltmaya" adlı kitabının girişi.

Anasayfa   |    Biografi   |    Şiirler    |     Haberler    |    Eserleri    |    Ziyaretçi Defteri    |   Etkinlikler                                                  copyright © 2008 tugrulkeskin.com